Bağımsız animasyon dünyasında bir filmin görsel dili kadar müziği de o filmi akılda kalıcı kılan en önemli unsurlardan biridir ve bu alanda yıllardır sessiz sedasız iz bırakan isimlerden biri Montreal merkezli besteci Judith Gruber-Stitzer'dır. Ottawa Uluslararası Animasyon Festivali'nin (OIAF) 50. yılında, Gruber-Stitzer'ın müzik yazdığı üç ayrı yapım aynı anda ana yarışma bölümünde yer alıyor: Georges Schwizgebel'in yönettiği "The Picture of Dorian Gray", Koji Yamamura'nın yapımcılığını üstlendiği ve Honami Yano'nun yönettiği "Eri", ve Diane Obomsawin imzalı "I Don't Love You Anymore". Besteci bu durumu kendi kariyerinin bir "kişisel rekoru" olarak tanımlıyor.
Otuz Yıllık Bir Kariyer Nasıl Şekillendi?
Gruber-Stitzer'ın animasyon müziğiyle tanışması aslında tesadüfe yakın bir hikayeye dayanıyor. Kanada Ulusal Film Kurulu (NFB) için belgesel müzikleri yazmaya başladığı dönemde, yönetmen Robert Altman'ın Montreal'de çektiği bir film için besteci aradığını duyan bir kurgu ekibi üyesi, onu Altman'a önerdi ve bu işbirliği Gruber-Stitzer'ın adının animasyon çevrelerinde duyulmasına zemin hazırladı. Kısa süre sonra bir davette tanıştığı yönetmen Caroline Leaf, kendisine "Two Sisters" filminin müziğini teklif etti ve bu, onun ilk animasyon projesi oldu; film doğrudan OIAF Büyük Ödülü'nü kazandı.
Bu ilk başarının ardından Wendy Tilby ve Amanda Forbis ikilisi, kendisinden "When the Day Breaks" filminin müziğini istedi. Yapım OIAF'ta Frederick Back Ödülü'nü kazanmasının yanı sıra pek çok festivalde büyük ödüle layık görüldü ve nihayetinde Oscar adaylığı aldı. O tarihten bu yana Gruber-Stitzer, Alison Snowden ve David Fine'ın "Animal Behaviour" filmi de dahil olmak üzere toplamda üç farklı Oscar adayı kısa filme imza atarak, bağımsız animasyon müziğinde en tanınmış isimlerden biri haline geldi.
Ottawa'da Aynı Anda Üç Film: Nasıl Bir Rastlantı?
Bir bestecinin aynı festivalde, aynı yıl, üç farklı filmle ana yarışmaya girmesi olağan bir durum değil; OIAF gibi Oscar niteliğindeki bir festivalin ana yarışmasına bu yıl 3 bin başvurudan yalnızca 28 film kabul edildiği düşünüldüğünde bu başarının istatistiksel olarak ne kadar düşük bir ihtimal olduğu daha iyi anlaşılıyor. Gruber-Stitzer'ın kendi ifadesiyle bu durum bir "besteci piyangosu" kazanmak gibi. Üstelik üç filmin festival yolculukları da birbirinden bağımsız ilerlemiş: "The Picture of Dorian Gray" önce Zagreb ve Annecy'nin ana yarışmalarına kabul edilmiş, "Eri" Cannes'ın Directors' Fortnight bölümüne seçilmiş, "I Don't Love You Anymore" ise festival yolculuğuna doğrudan OIAF ile başlamış.
Bestecinin bu üç projeye kısa aralıklarla art arda çalışması, onların birbirine olan bağını daha da güçlendirmiş. Gruber-Stitzer, bu üç filme aynı dönemde emek verdiği için onlara özel bir yakınlık duyduğunu belirtiyor; bu da onun yaratım sürecinde birbirinden çok farklı görsel dillere aynı anda uyum sağlayabilme yeteneğini ortaya koyuyor.
Dorian Gray'den Eri'ye: Üç Çok Farklı Ses Arayışı
Her üç film de birbirinden tamamen farklı bir müzikal yaklaşım gerektirmiş. "The Picture of Dorian Gray" için izlenimci piyano bestecilerinden ilham alan Gruber-Stitzer, piyanist Alexis Dumais ile birlikte aynı temanın üç farklı yorumunu kaydedip bunları eş zamanlı çalarak "kontrollü bir kaos" hissi yaratmayı tercih etmiş; filmde yer alan bir opera şarkıcısını da kaynak müzik olarak kullanmış.
"Eri" filminde ise yönetmen Honami Yano ve yapımcı Koji Yamamura, referans olarak Yorgos Lanthimos'un "Poor Things" filmindeki Jerskin Fendrix imzalı müzikleri göstermiş. Gruber-Stitzer bu yaklaşımı doğrudan taklit etmek yerine, filmin sevimli görsel diline değil, hikayedeki saplantılı ve çalkantılı duygulara hizmet eden bir ses inşa etmeyi tercih etmiş; bu da onun bir referanstan yola çıkıp kendi özgün yorumunu yaratma becerisini gösteriyor.
"I Don't Love You Anymore" ise besteci için en eğlenceli süreçlerden biri olmuş. Diane Obomsawin, senaryosunu yazarken 1953 yapımı "Niagara" filminden ilham almış ve Gruber-Stitzer'dan sinematik, film noir tarzında bir müzik istemiş. Besteci, 20. Century Fox orkestrasının dramatik yaylı çalgılarını andıran bir düzenlemeyi NFB logosu üzerine denediğinde ortaya çıkan tezat, hem kendisini hem yönetmeni güldürmüş; bu deneyim onu 1950'ler tarzı bir aşk şarkısı bestelemeye kadar götürmüş.
Bağımsız Animasyonda Müziğin Görünmeyen Gücü
Gruber-Stitzer'ın anlattıkları, bağımsız animasyon filmlerinde müziğin genellikle göz ardı edilen ama hikayeyi taşıyan gizli bir omurga olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Büyük stüdyo yapımlarının aksine, bağımsız kısa filmlerde besteci çoğu zaman yönetmenle çok yakın bir diyalog kurarak, bazen bir enstrüman gibi doğrudan görüntüyle "birlikte çalıyor" hissi yaratıyor. Bu yakın işbirliği, animasyonun soyut hareketlerini müzikal bir dile çevirme sürecinde belirleyici bir rol oynuyor.
Bu bakış açısı, aynı zamanda OIAF gibi festivallerin neden sadece görsel yenilikleri değil, ses tasarımı ve müzik alanındaki emeği de öne çıkarmaya çalıştığını açıklıyor. Bir filmin Oscar'a kadar giden yolunda, izleyicinin bilinçaltında kalan o müzikal imzanın payı çoğu zaman gözden kaçıyor.
OIAF'ın 50. Yılı ve Kanadalı Animasyonun Küresel Yeri
Bu yıl 50. yılını kutlayan OIAF, Kuzey Amerika'nın en eski ve en saygın animasyon festivallerinden biri olarak, bağımsız yapımcılara uluslararası bir sahne sunmaya devam ediyor. Gruber-Stitzer'ın üç filmi de festivalin "geleneksel animasyonun sınırlarını zorlayan" kimliğini yansıtan projeler olarak öne çıkıyor. Kanada Ulusal Film Kurulu'nun onlarca yıldır sürdürdüğü yapımcılık geleneği, bu tür bestecilerin uzun soluklu kariyerler kurabilmesine zemin hazırlıyor.
Festival 27 Eylül'e kadar devam ederken, Gruber-Stitzer'ın bu üç filmle elde ettiği başarı, hem kendi kariyeri hem de bağımsız animasyon müziği alanında çalışan diğer bestecilere ilham verecek bir örnek olarak hatırlanacak gibi görünüyor.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.
Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.