Star Trek evreninde Teğmen Montgomery "Scotty" Scott denince akla ilk gelen şey, karakterin gemisine duyduğu neredeyse aşk denecek kadar güçlü bağlılıktır. James Doohan'ın canlandırdığı orijinal karakter, Enterprise'ın başmühendisi olarak geminin warp çekirdeğiyle iç içe bir hayat sürmüş, geminin her köşesini avucunun içi gibi tanımıştı. Bu bağlılığın en akılda kalıcı örneklerinden biri, orijinal dizinin "The Trouble with Tribbles" bölümünde yaşanmıştı. Klingonların Enterprise'a "çöp gemisi" demesi üzerine çıkan bar kavgasında Scotty, Kaptan Kirk'e hakaret edildiğinde değil, gemisine laf edildiğinde sabrının taştığını disiplin kurulunda açıkça ifade etmişti.
Star Trek: Strange New Worlds'ün dördüncü sezonunun altıncı bölümü, işte bu efsanevi bağın nereden geldiğini gösteriyor. Karakterin mühendislik yeteneklerinin yanı sıra gemiyi adeta hissetmeye başladığı süreç, dizide ilk kez bu kadar detaylı bir şekilde işleniyor.
Genç bir Scotty, farklı bir başlangıç
Paramount+ üzerinden yayınlanan ve orijinal serinin öncesini anlatan Strange New Worlds'te genç Scotty'yi Martin Quinn canlandırıyor. Dizideki bu versiyon, hayranların yıllardır tanıdığı içki düşkünü karakterden oldukça farklı bir noktada başlıyor, çünkü henüz alkolle tanışmamış bir Scotty izliyoruz. Kariyerinin bu erken döneminde başmühendislik koltuğuna henüz oturmamış olan Scotty, Starfleet Akademisi'nden eski hocalarından Pelia'nın (Carol Kane) emri altında görev yapıyor. "Off-Hour" adlı yeni bölümde Enterprise bir slipstream solucan deliğine takılınca, Scotty'nin gemiyle kuracağı o büyük bağın ilk tohumları da Pelia'nın ona verdiği bir dersle atılmış oluyor.
Bir arıza, bir ders ve gemiyle kurulan ilk gerçek bağ
Kriz anında bir Jefferies tüpünde mahsur kalan Scotty, geminin kendisini hayatta tutması gerekirken tam tersini yaptığını söyleyerek Enterprise'a sitem ediyor. Bu noktada Pelia devreye giriyor ve en iyi gemilerin bile bazen aksayabileceğini hatırlatıyor. Ona göre iyi bir başmühendisin asıl görevi, bir sorunu bilgisayar sisteme bildirmeden önce sezgisel olarak fark edebilmek. Pelia'nın anlattığına göre bu yetenek ancak gemiyi kendi bedeninin bir parçasıymış gibi dinlemekle, onunla adeta bütünleşmekle mümkün oluyor. Bölümün final sahnesinde Scotty, felaketi önlemek için ellerini geminin gövdesine dayıyor ve teknik ölçümlere değil, tamamen kendi sezgisine ve geminin verdiği seslere güvenerek tehlikeli anın atlatılmasını bekliyor.
Aniden değil, zamanla büyüyen bir tutku
Uzay Yolu: Yeni Nesil dizisinin "Relics" bölümünde Scotty, Enterprise'ı "ilk aşkı" olarak tanımlamıştı. Ancak Strange New Worlds'ün anlattığına göre bu duygu bir anda ortaya çıkmış değil, karakterin gemide görev yaptıkça ve onun ruhunu tanımaya başladıkça yavaş yavaş şekillenen bir süreç. Dizide Scotty'nin gemiyle sessizce bütünleştiği, yanı başında patlayan bir buhar hattını bile fark etmeyecek kadar kendini işine kaptırdığı anlar, ileride bir efsaneye dönüşecek mühendisin ilk adımlarını simgeliyor. Strange New Worlds böylece Scotty'nin gemisine duyduğu sadakatin sadece teknik bir görev bilinci olmadığını, aksine zamanla derinleşen duygusal bir ortaklığa dönüştüğünü izleyiciye gösteriyor.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.
Yorum yazmak için giriş yap ya da kayıt ol.